İçeriğe geç

B6 sayfa boyutu nedir ?

Kayseri’de başlayan sessiz düzen arayışı

Kayseri’nin kışları her zaman biraz sert gelir bana. Sabahları pencereyi açtığımda yüzüme çarpan soğuk hava, sanki içimdeki dağınıklığı da dışarıya vurur gibi olur. 25 yaşındayım ve hayatımın bu döneminde ne tam bir yetişkin gibi hissediyorum ne de tamamen gençliğin rahatlığında. Arada kalmışlık, en çok gece saatlerinde kendini belli ediyor.

O zamanlar her şeyi not etmeye başlamıştım. Düşüncelerimi, yarım kalan cümlelerimi, ertelenen kararlarımı… Bir defterim vardı, sayfaları kıvrılmış, kenarlarına kahve lekeleri bulaşmış. Ama o defter bile zamanla yetmemeye başladı. Çünkü ben sadece yazmak istemiyordum; düzenlemek, anlamlandırmak, kendimi toparlamak istiyordum.

Bir gün üniversiteden bir arkadaşım, “Senin ihtiyacın sadece yazmak değil, bir sistem,” dedi. O cümle kafama takıldı. Sistem… O kelime o gün bana çok uzak gelmişti. Hayat zaten yeterince dağınıkken, bir de sistemi nereden bulacaktım?

O gece uyuyamadım. Defterimin başına oturdum ve sayfaların arasında kaybolmuş hayatımı izledim. O an ilk kez şunu düşündüm: Belki de yazdıklarım bir yere gitmiyordu, sadece içimde birikiyordu. Belki de bir yöntem gerekiyordu.

Metod defteri ne demek?

Ertesi gün aynı arkadaşımla kahve içmeye gittik. Kayseri’de soğuk bir öğleden sonraydı, cam kenarında oturuyorduk. Ellerimizi bardakların sıcaklığına sığınmış gibi tutuyorduk.

Ona açık açık sordum. “Metod defteri ne demek? Gerçekten bana ne kazandıracak?”

Gülümsedi. Sanki bu soruyu çoktan bekliyormuş gibiydi.

“Metod defteri,” dedi, “sadece yazdığın bir defter değil. Hayatını nasıl yaşadığını görmen için bir araç. Düşüncelerini, alışkanlıklarını, hedeflerini ve en önemlisi kendine uyguladığın yöntemleri takip ettiğin bir düzen.”

O an kelimenin içi dolmaya başladı benim için. Metod defteri ne demek sorusunun cevabı aslında basit bir tanımdan çok daha fazlasıydı. Sadece yazmak değil; kendini izlemekti. Bir tür içsel harita gibi. Nereye gittiğini, nerede takıldığını, neden sürekli aynı hatalara düştüğünü gösterecek bir şey.

Arkadaşım devam etti:

“Mesela bir hedefin var diyelim. ‘Daha düzenli olacağım’ diyorsun. Metod defterinde sadece bunu yazmazsın. Nasıl düzenli olacağını da yazarsın. Hangi gün ne yapacaksın, hangi alışkanlığı bırakacaksın, hangisini ekleyeceksin… Ve sonra bunu takip edersin.”

O an içimde küçük bir umut kıpırdadı. Çünkü ben hep hedef koyup yarım bırakan taraftaydım. Belki de sorun hedeflerde değil, onları tutma şeklimdeydi.

Defterle tanıştığım gün

Merhaba Dengerulo ziyaretçileri! Günümüzün konusu: “B6 sayfa boyutu nedir”. Hazırsanız başlayalım!

Bir kırtasiyeye gittim o gün. Kayseri’nin dar sokaklarından birinde, camında sararmış defterlerin dizildiği eski bir dükkân. İçeri girdiğimde kağıt kokusu yüzüme vurdu. O koku bana çocukluğumu hatırlattı; defterlerin ilk sayfasını açarken duyduğum o heyecanı…

Bir tane sade kapaklı defter aldım. Ne çok kalın ne de çok ince. Eve döndüğümde masasının başına oturdum. İlk sayfaya uzun uzun baktım. Yazacak çok şey vardı ama nasıl başlayacağımı bilmiyordum.

Sonra aklıma onun söylediği geldi: “Yöntem.”

İlk satıra şunu yazdım:

“Bugün hayatımı düzene sokmak için bir yöntem deniyorum.”

O cümleyle birlikte içimde garip bir şey oldu. Sanki yıllardır dağınık duran odamı ilk kez toplamaya başlamış gibiydim.

Sayfaları bölmeye başladım. Sabah rutinleri, gün içi alışkanlıklar, akşam değerlendirmeleri… Kendime küçük küçük görevler verdim. Su içmeyi hatırlamak, yürüyüş yapmak, gün sonunda düşüncelerimi yazmak…

İlk günler heyecanla geçti. Her şey yeni ve mümkündü. Ama asıl hikâye sonra başladı.

Kayıplar, düşüşler ve kendimle yüzleşme

Üçüncü hafta defterin bazı sayfaları boş kalmaya başladı. İlk başta önemsemedim. “Yorgunum,” dedim. “Yoğunluk var,” dedim. Ama aslında içimde başka bir şey oluyordu.

Bir sabah uyandım ve hiçbir şey yapmak istemedim. Defter masanın üstünde duruyordu, kapağı hafif açık. Sanki bana bakıyordu. Ama ben ona bakamadım.

O gün hiçbir şey yazmadım. Ertesi gün de.

Sonra bir gece, defteri elime aldım ve uzun uzun baktım. Sayfalar arasında kendi başarısızlıklarımı görüyordum. Dolu sayfalar iyi hissettiriyordu ama boş sayfalar beni aşağı çekiyordu.

O an anladım ki mesele sadece yazmak değilmiş. Kendimle yüzleşmekmiş.

İçimde bir hayal kırıklığı büyüdü. Çünkü ben her şeyi düzene sokabileceğime inanmıştım. Ama hayat düz çizgilerden ibaret değildi.

O gece deftere şunu yazdım:

“Bazen hiçbir yöntem işe yaramıyor gibi hissediyorum.”

Yazarken gözlerim doldu. Bunu kimseye söylememiştim. Ama defter dinliyordu.

Küçük alışkanlıkların büyük etkisi

Zaman geçtikçe şunu fark ettim: Metod defteri ne demek sorusunun cevabı sadece bir düzen sistemi değil, aynı zamanda bir sabır meselesiymiş.

Her gün mükemmel olmak gerekmiyordu. Bazı günler sadece “bugün kötü geçti” yazmak bile yeterliydi. Çünkü o bile bir kayıt, bir farkındalıktı.

Bir süre sonra kendime daha yumuşak davranmaya başladım. Eskisi gibi her boş sayfayı başarısızlık saymıyordum. Onları birer durak gibi görüyordum. Yolun bittiği yer değil, nefes aldığım yerler gibi…

Bir sabah defterime şunu yazdım:

“Bugün sadece yürüdüm. Başka hiçbir şey yapmadım. Ama bu da yeterli.”

O cümle bana garip bir huzur verdi.

Kayseri’nin sokaklarında yürürken artık kafamın içinde daha az gürültü vardı. İnsanların yüzlerine bakabiliyordum. Rüzgârın sesini daha net duyuyordum.

Defter beni değiştirmemişti aslında. Sadece kendimi görmemi sağlamıştı.

Yavaş yavaş gelen içsel denge

Aylar geçtikçe defter benim için bir zorunluluk olmaktan çıktı. Bir alışkanlık, hatta bir tür konuşma alanı oldu. Kendimle konuştuğum en dürüst yerdi.

Bazen sayfalar dolusu yazıyordum, bazen sadece bir cümle. Ama her defasında kendime biraz daha yaklaşıyordum.

En çok da şunu fark ettim: Hayatımı düzene sokmaya çalışırken aslında kendime daha çok alan açıyordum. Kendimi sıkıştırmak yerine anlamaya başlıyordum.

Bir gün eski sayfaları karıştırırken ilk yazdığım cümleye rastladım: “Hayatımı düzene sokmak için bir yöntem deniyorum.”

O cümleye uzun süre baktım. O günkü ben ile bugünkü ben arasında büyük bir fark vardı. Ama en güzeli, arada kopukluk olmamasıydı. Hepsi aynı defterin içindeydi.

Dengerulo ekibi olarak “B6 sayfa boyutu nedir” konusunu sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyduk. Sağlıklı ve mutlu günler!

Sonunda kalan his

Şimdi Kayseri’de yine bir kış akşamındayım. Pencerenin kenarında oturuyorum. Defterim yanımda açık duruyor. Sayfalar dolmuş, kenarları eskimiş.

İçimde hâlâ dalgalanan duygular var. Bazen umut, bazen yorgunluk, bazen de sessiz bir huzur.

Ama artık biliyorum ki mesele her şeyi mükemmel yapmak değil. Kendi yöntemini bulmak, o yöntemi kaybettiğinde yeniden geri dönebilmek.

Metod defteri ne demek diye bir daha sorsalar, artık tek bir cümleyle anlatamam. Çünkü benim için o, sadece bir defter değil. Dağınık zihnimin içinde kurduğum küçük bir ev gibi. İçine sığındığım, kendimi dinlediğim, bazen dağıldığım ama her defasında geri döndüğüm bir yer.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
https://hisardepolama.com https://gezo.com.tr https://fune.com.tr Sitemap
ilbet casino